DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Türkiye'nin Avrupa Birliği pazarındaki rolünün yalnızca tedarikçi olmakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, yılın ilk yarısında Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelik ihracat artışını değerlendirdi. Yalçındağ, bu artışın, Avrupa ekonomisindeki sınırlı büyüme, yüksek finansman maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler göz önünde bulundurulduğunda önemli bir başarı olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin AB pazarıyla olan ilişkisini sadece dönemsel talebe dayalı bir ihracat ilişkisi olarak görmemek gerektiğini belirten Yalçındağ, bu ilişkinin üretim, tedarik, lojistik ve sanayi entegrasyonu açısından daha derin bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.
Yalçındağ, Türkiye'nin AB’ye ihracatını artırmasının, Türk sanayisinin esnek üretim kapasitesini ve Avrupa değer zincirleri içindeki güvenilir konumunu gösterdiğini kaydetti. Yılın ilk yarısında AB ülkelerine yapılan ihracatın, geçen yılın aynı dönemine göre önemli bir artış gösterdiğini belirten Yalçındağ, bu artışın Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkelerden kaynaklandığını açıkladı.
Yeşil dönüşüm ve dijital ürün pasaportu gibi yeni AB standartlarına uyum sağlamanın önemine değinen Yalçındağ, Türkiye'nin, ucuz iş gücü rekabeti yerine hızlı, güvenilir ve yeşil tedarikçi kimliğini ön plana çıkarması gerektiğini ifade etti. Otomotiv sektöründeki 'Made in Europe' yaklaşımını dikkatle takip ettiklerini belirten Yalçındağ, Türkiye'nin Avrupa sanayi ekosisteminin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Yalçındağ, Türk firmalarının AB’nin yeni sanayi ve ticaret mimarisine yaklaşımında, mevzuat uyumunun yanı sıra stratejik konumlanmanın da önemli olduğunu belirtti. Karbon ayak izinin ölçülmesi, emisyon verilerinin raporlanması ve sürdürülebilirlik standartlarına uyumun, AB pazarındaki rekabet gücünü belirleyen unsurlar olacağını kaydetti.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki rolünün güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Yalçındağ, Türkiye'nin AB için yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda stratejik bir ortak olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Avrupa’daki stratejik gelecekte daha güçlü bir konuma gelmesi gerektiğini vurguladı.
Yalçındağ, Türkiye’nin yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusundaki ilerlemesinin kalıcı rekabet gücü için belirleyici olduğunu dile getirdi. 2026 yılında Türkiye'nin AB ile ticaret hacminin artarak devam etmesi hedefleniyor.